Uykusuz Tavşan Çiko ve Gecenin Ninnisi

Gümüş Ay Işığında Bir Orman
Bir varmış, bir yokmuş. Uzaklarda, ağaçların gökyüzüne değmek istediği kocaman bir orman varmış. Bu ormanda rüzgar, her gece yaprakların arasında usulca dolaşırmış. Dere, taşların üzerinden atlarken şırıl şırıl şarkılar söylermiş. Akşam olunca güneş yavaşça dağların arkasına saklanırmış. Ormandaki tüm hayvanlar için dinlenme vakti gelmiş. Sincaplar pofuduk kuyruklarına sarılmış. Kuşlar yuvalarında kanatlarını kapatmış. Küçük kirpiler kuru yaprakların içinde birer top olmuş. Herkes tatlı düşler görmek için gözlerini yummuş.
Ancak minik tavşan Çiko hala uyanıkmış. Çiko, kar tanesi gibi bembeyaz tüyleri olan sevimli bir tavşandı. Üzerinde mavi bulut resimleri olan pijamasıyla yatağında oturuyordu. Yastığını bir o yana, bir bu yana çevirdi. Yorganını burnuna kadar çekti ama bir türlü uyuyamadı. İçindeki huzursuzluk geçmek bilmiyordu. Odasının içindeki gölgeler ona çok yabancı geliyordu. Her yer çok sessiz ve biraz karanlıktı. Çiko, gün ışığının neşeli parıltısını şimdiden özlemişti.
Küçük tavşan, yatağında otururken etrafı dinlemeye çalıştı. Dışarıdan gelen çıtırtılar onu biraz endişelendiriyordu. Acaba sabah ne zaman olacak? diye kendi kendine düşündü. Karanlık çöktüğünde kendini biraz yalnız hissediyordu. Oysa annesi ve babası yan odada mışıl mışıl uyuyordu. Çiko, biraz temiz hava almanın iyi geleceğine karar verdi. Yatağından yavaşça kalktı ve terliklerini giydi. Kapının önüne çıkıp geceyi izlemeye başladı. Gökyüzü uçsuz bucaksız, lacivert bir battaniye gibi ormanın üzerine serilmişti.
Gökyüzündeki Parlak Dost
Çiko kapının önünde dururken başını yukarı kaldırdı. Gökyüzünde binlerce küçük ışık parlıyordu. Ama içlerinden biri, diğerlerinden çok daha iri ve parlaktı. Bu altın sarısı bir yıldızdı. Yıldız, minik tavşanın aşağıda tek başına oturduğunu fark etti. Ona sevgiyle göz kırptı ve yumuşak bir sesle seslendi. Merhaba küçük dostum, dedi yıldız. Neden herkes rüyalar ülkesindeyken sen buradasın? Senin gibi tatlı bir tavşanın şimdi çoktan uyumuş olması gerekirdi. Çiko, gökyüzünden gelen bu sesle şaşkına döndü.
Çiko, yıldızın sesini duyunca biraz rahatladı. Sesi bir pamuk kadar yumuşaktı. Merhaba parlak yıldız, diye fısıldadı Çiko. Uyuyamıyorum çünkü karanlık beni biraz korkutuyor. Güneş gidince her yer çok siyah oluyor. Gölgeler dev gibi görünüyor ve kendimi mutsuz hissediyorum. Yıldız, Çiko’nun bu sözlerini duyunca nazikçe gülümsedi. Işığını biraz daha arttırarak tavşanın etrafını aydınlattı. Çiko’nun beyaz tüyleri, yıldızın ışığıyla gümüş gibi parlamaya başladı.
Yıldız, Çiko’nun yanına inmek ister gibi biraz daha aşağı süzüldü. Korkmana hiç gerek yok küçük tavşan, dedi sakin bir sesle. Karanlık, aslında dünyanın dinlenme vaktidir. Eğer hava kararmazsa, biz yıldızlar ışığımızı size gösteremeyiz. Ateş böcekleri küçük lambalarını yakıp dans edemez. Gece, sadece gündüz yorulan dünyayı sarmalayan lacivert bir örtüdür. Bu örtü sayesinde çiçekler solarak değil, büyüyerek yeni güne hazırlanır. Çiko, yıldızın anlattıklarını büyük bir dikkatle dinlemeye başladı.
Doğanın Gizli Sesleri
Yıldız, Çiko’ya etrafı iyice dinlemesini söyledi. Bak, dedi yıldız. Şu an duyduğun sesleri sadece kulaklarınla değil, kalbinle de anlamaya çalış. Orman aslında seninle konuşuyor. Çiko gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Yaşlı çam ağacı, hafif bir rüzgarla birlikte derin bir nefes alır gibi hışırdadı. Bu hışırtı korkutucu değil, aksine çok rahatlatıcıydı. Sanki ağaç, ormanı koruduğunu söylüyordu. Dere, uzaklardan mırıldanarak geçip gidiyordu. Her şey büyük bir uyum içindeydi.
Rüzgarın sesi şimdi Çiko’ya bir yabancı gibi gelmiyordu. Rüzgar sanki bana uyku şarkısı söylüyor, diye geçirdi içinden. Yıldız tekrar konuştu. Gördün mü? Cırcır böcekleri sen rahat uyu diye küçük kemanlarını çalıyorlar. Baykuşlar geceyi beklemek için nöbet tutuyorlar. Karanlık olduğunda dünya durmaz, sadece sesini biraz alçaltır. Her şey senin huzurla uyuman ve yarın havuç tarlalarında neşeyle koşman için hazırlanıyor. Çiko, artık gölgelerden korkmadığını fark etti. Çünkü gölgelerin arkasında dostları vardı.
Çiko, yıldızın ışığı altında kendini güvende hissetti. Artık yalnız olmadığını biliyordu. Gece, onun düşmanı değil, dinlenmesi için ona verilmiş sessiz bir zamandı. Yıldız, ona uykunun ne kadar değerli olduğunu anlattı. Uyurken vücudunun nasıl güçlendiğini ve rüyaların ne kadar eğlenceli olabileceğini söyledi. Çiko, esnemeye başladığını hissetti. Göz kapakları ağırlaşıyordu. Yıldızın anlattığı hikayeler, onun zihninde renkli resimler oluşturmaya başlamıştı. Artık yatağına gitmeye hazırdı.
Huzurlu Bir Uyku
Çiko, yıldız dostuna teşekkür etmek için gülümsedi. Artık karanlıktan korkmuyorum yıldız, dedi. Gece meğer ne kadar güzelmiş. Yıldız ona son bir kez göz kırptı. Şimdi git ve yatağına uzan, dedi. Ben sabaha kadar tam burada duracağım. Senin rüyalarını izleyeceğim ve sana bekçilik yapacağım. Gözlerini kapattığında sana en tatlı havuç tarlalarının resmini göndereceğim. Çiko, yavaş adımlarla yuvasına geri döndü. Yatağına girdi ve yorganını üzerine çekti. Artık odasındaki gölgeler ona dev gibi değil, koruyucu birer el gibi geliyordu.
Küçük tavşan, yıldızın ışığının penceresinden içeri sızdığını gördü. Kalbinin sesini dinleyerek yavaşça gözlerini yumdu. Ormanın derinliklerinden gelen o hafif fısıltılar, ona dünyanın en güzel ninnisi gibi geldi. Artık biliyordu ki; dinlenmek için durmak gerekir. Sessizlik, yeni bir güne başlamak için toplanan büyük bir enerjidir. Çiko, çok geçmeden derin ve huzurlu bir uykuya daldı. Rüyasında, masmavi bir gökyüzünün altında arkadaşlarıyla oyunlar oynuyordu. Gece, onun için artık sadece huzur demekti.
Gökten üç tane parlak uyku tozu düştü. Birincisi, korkusunu sevgiye dönüştüren minik tavşan Çiko’nun kulaklarına. İkincisi, gökyüzünde parlayarak ormanı aydınlatan ve herkese rehberlik eden altın yıldıza. Üçüncüsü ise bu masalı dinleyen, yastığına başını huzurla koyan tüm güzel kalpli çocuklara. Orman sessizce fısıldadı ve herkes için en güzel rüyalar o gece gerçek oldu. Gece bittiğinde ise güneş, en taze ışıklarıyla yeniden gülümseyerek uyandı.
Her sessizliğin içinde bir şarkı, her karanlığın kalbinde parlayan bir ışık gizlidir.



